Düzce’deki mantar zehirlenmesi can aldı « Gazete Baskın

27 Ocak 2023 - 21:27

Düzce’deki mantar zehirlenmesi can aldı

Düzce’deki mantar zehirlenmesi can aldı
Son Güncelleme :

07 Kasım 2022 - 17:14

26 views

Mantar toplama döneminin başlamasıyla birlikte zehirlenme vakaları da artmaya başladı.

Düzce’nin Gümüşova ilçesinde yedikleri mantardan zehirlenerek hastaneye kaldırılan aynı aileden bir kişi öldü, durumları ağır olan 2 kişinin tedavileri devam ediyor.

KARIN AĞRISI VE MİDE BULANTISI ŞİKAYETİ

Yeni Mahalle’de yaşayan Yusuf (54), eşi Emine (51) ve gelini Tuğba Yavuz (32), ormanlık alandan topladıkları mantarı yedikten sonra karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetiyle Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’ne başvurdu.

Mantardan zehirlendikleri belirlenen 3 kişi, İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.

Yusuf Yavuz, tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Eşi ve gelininin ise sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

6 KİŞİDEN 5’İNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR

Ordu’daysa yedikleri mantardan zehirlenen 6 kişiden 5’inin tedavisi Samsun’da devam ediyor.

Mantardan zehirlenen aynı aileden Fidan (56), Adem (44), Nursen (34), Efe Eymen (10) ile Fatma Yıldıran (46) tedavi için dün Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirildi.

Kusma, karın ağrısı ve mide bulantısı şikayeti bulunan Yıldıran ailesi üyelerinin yoğun bakımdaki tedavileri sürüyor.

ACİLE YÜREYEREK GELDİLER, TEK TEK YOĞUN BAKIMA

Hastanede ailesini bekleyen Mahmut Yıldıran yaptığı açıklamada, yakınlarının tedavilerinin yoğun bakımda sürdürdüğünü söyledi.

Durumlarının iyi gittiğini belirten Yıldıran, “İlk gittiğimizde durumları ağırdı. Dayımın ve çocuğun durumu şimdi iyi, servise çıkaracaklar. Annem biraz daha kötü ama birkaç gün daha yoğun bakımda kalacaklar. Mantarı nereden buldular nasıl yediler hiçbir bilgimiz yok. Hepsi beraber yemiş, acile yürüyerek gidiyorlar. Ama daha sonra tek tek yoğun bakıma alınıyorlar.” dedi.

Ordu’nun Altınordu ilçesindeki özel bir hastanesinin yoğun bakım servisine yatırılan Elmas Beldek’in (59) de tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Geçtiğimiz hafta İstanbul Sarıyer’deki bir kişi de yediği mantardan zehirlenerek hayatını kaybetmişti.

Toplanan mantarı yiyen Yusuf Yıldız ve eşi Feriza Yıldız, bir süre sonra rahatsızlanarak hastaneye gitti. Hastanede sağlık kontrolünden geçen çift, eve döndükten bir gün sonra iddiaya göre tekrar rahatsızlanarak hastaneye başvurdu.

Yusuf Yıldız ve Feriza Yıldız, yoğun bakımda tedavi altına alındı. Yusuf Yıldız, 3 Kasım Perşembe günü doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Yusuf Yıldız’ın cenazesi yapılan incelemelerin ardından cumartesi günü Sarıyer Kilyos Mezarlığı’na defnedildi.

Mantar toplama dönemi başladı. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen zehirlenme haberleri de çoğaldı. Peki zehirli mantar nasıl anlaşılır? Nelere dikkat etmek lazım? Yanıtı videoda…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

BENZER HABERLER

Tarihin her anında kendini egemen olarak gören işgalciler tarafından Kürdistan coğrafyası sömürülmüş, doğası katledilmiş, bugün gelinen noktada kırım daha kirli yöntemlerle devam ettirilmektedir. Özellikle AKP iktidarıyla birlikte, faşizm her alana sirayet etmiş, kırım hız kazanmış, tarihimize, kültürümüze, doğaya saldırılar en acımasız boyutlara ulaşmış, hafızayı yok etme üzerine sürdürülen politikalarla Kürt halkı hedef haline getirilmiştir. Savaş pratiklerinin bir sonucu olarak, yıllardır sistematik olarak devam eden orman yangınlarıyla bir ekosistem yok ediliyor. Günlerce yangınlar devam etmesine rağmen müdahale edilmemesinin yanında, yangına müdahale etmek isteyen yurttaşlar engelleniyor. Kürdistan’da yakılan ormanlar ırkçı politikalar sebebiyle basında, sosyal medyada yer almıyor, ekoloji örgütlerince görünmez kılınıyor, yeteri kadar ses yükselmiyor. Orman yangınlarıyla yok edilmelerden sonra, bugün kırım farklı boyutlara ulaştı. Şırnak başta olmak üzere Kürdistan’ın farklı bölgelerinde ağaç kesimleri gerçekleştirilmektedir. Ekolojik varlıklar; savaş pratiğiyle gözlerimizin önünde her gün yok ediliyor. Yok etmenin yanında ranta da dönüşen bu saldırılarla, bir insanın bedeninden uzuvları sökülürcesine, ağaçlar topraktan kökleriyle sökülüp kamyonlarla farklı illere taşınıp, satılıyor. Bizler tarihine, kültürüne, değerlerine, doğaya sahip çıkanlar olarak; bir yaşamın son bulmaması adına 17 Eylül’de Cizre’de buluşuyoruz. EKOLOJİ; toplumuyla, ormanıyla, havasıyla, suyuyla vardır. Toplumsal hakikatimizle sesimizi yükseltiyoruz;  gençler, kadınlar, sivil toplum örgütleri, partiler, dernekler, sendikalar, odalarla birlikte ve toplumun her kesimini ve bir bütün olarak Türkiye ve Kürdistan halkları olarak ‘talana ve soykırıma karşı özgürlük’ diyerek Cudi’ye yürümek üzere Cizre’ye davet ediyoruz.
Tarihin her anında kendini egemen olarak gören işgalciler tarafından Kürdistan coğrafyası sömürülmüş, doğası katledilmiş, bugün gelinen noktada kırım daha kirli yöntemlerle devam ettirilmektedir. Özellikle AKP iktidarıyla birlikte, faşizm her alana sirayet etmiş, kırım hız kazanmış, tarihimize, kültürümüze, doğaya saldırılar en acımasız boyutlara ulaşmış, hafızayı yok etme üzerine sürdürülen politikalarla Kürt halkı hedef haline getirilmiştir. Savaş pratiklerinin bir sonucu olarak, yıllardır sistematik olarak devam eden orman yangınlarıyla bir ekosistem yok ediliyor. Günlerce yangınlar devam etmesine rağmen müdahale edilmemesinin yanında, yangına müdahale etmek isteyen yurttaşlar engelleniyor. Kürdistan’da yakılan ormanlar ırkçı politikalar sebebiyle basında, sosyal medyada yer almıyor, ekoloji örgütlerince görünmez kılınıyor, yeteri kadar ses yükselmiyor. Orman yangınlarıyla yok edilmelerden sonra, bugün kırım farklı boyutlara ulaştı. Şırnak başta olmak üzere Kürdistan’ın farklı bölgelerinde ağaç kesimleri gerçekleştirilmektedir. Ekolojik varlıklar; savaş pratiğiyle gözlerimizin önünde her gün yok ediliyor. Yok etmenin yanında ranta da dönüşen bu saldırılarla, bir insanın bedeninden uzuvları sökülürcesine, ağaçlar topraktan kökleriyle sökülüp kamyonlarla farklı illere taşınıp, satılıyor. Bizler tarihine, kültürüne, değerlerine, doğaya sahip çıkanlar olarak; bir yaşamın son bulmaması adına 17 Eylül’de Cizre’de buluşuyoruz. EKOLOJİ; toplumuyla, ormanıyla, havasıyla, suyuyla vardır. Toplumsal hakikatimizle sesimizi yükseltiyoruz; gençler, kadınlar, sivil toplum örgütleri, partiler, dernekler, sendikalar, odalarla birlikte ve toplumun her kesimini ve bir bütün olarak Türkiye ve Kürdistan halkları olarak ‘talana ve soykırıma karşı özgürlük’ diyerek Cudi’ye yürümek üzere Cizre’ye davet ediyoruz.