Bir tarafta gönlüyle düşünen insan, diğer tarafta ise nefsinin gücüne teslim olanlar.
Onlar; kendi çocukları yokmuş, kaybetmenin acısını yaşamamış, bir kez olsun şu dünyanın güzelliklerine hayretle bakmamış gibiler.
Onlar, sanki hiç çocuk olmamış, ağlayıp da gülmemiş, sevgi nedir bilmemişler.
Ve Onlar, hiç hayal kurmamış, umut beslememiş gibiler.
Ne garip..
Ölmeyecek ve bunun bir karşılığı hiç olmayacak diye de sanmıyorlar!. Bilakis bilerek ve isteyerek her şeyi yapıyorlar. Çünkü ONLAR tam da bu dünyanın insanılar.
Dünyanın her yeri yangın yeri. Ya savaş var bir tarafta yada kıtlık öbür tarafta. Evladını kaybeden anne ve babalar, anne babasını yitiren yetim yavrular.
İyi ve güçlüler mi? Onlar saklandıkları yerdeler. Arada gölgelerini gösteriyorlar.
Sokrates’in mağara alegorisi göndermesi gibi.. Gölgeler geçiyor sonra biri onların PR çalışmasını yapıyor ve biz mağaranın içine hapsedilenler buna inanmıyoruz..
Ve bu ünlü iyiler, ne zaman bir savaş, deprem, kıtlık olsa dolduruyorlar tırları ve iyilikleriyle süslüyorlar manşetleri. Para, rant, otorite yönetimi onlarda bu da onların reklam sadakası oluyor. Devletlerin başını seçen ve yöneten bir avuç insan koca bir dünyayı da saklıyor avuçlarının içine. Savaşlar için yapılan yatırımlar insana yapılsa haram geliyor.
Hani olur ya, eskiden bize yaramız olduğunda bir daha aynı yaramazlıkları yapmayalım diye yaramıza baktırtılırdı. Ha işte.. Tam da bu gerek. ONLARI da koymak gerek savaşın ve açlığın olduğu meydanlara. Ama parasız, korumasız sadece haysiyetleriyle.. Ve ellerini bağlamalı o acıların seslerini duysunlar diye ki kulaklarını kapatamasınlar. Gözlerini kaşlarına bağlamalı, duvarlarına astıkları milyonluk savaş tablolarının kaynağını görsünler diye..
Rol çalıyorlar..
Bu hayattan milyonlarca bebeğin, çocuğun rolünü çalıyorlar, bedenlerini çalıyorlar..
Suyun içinde kalan, kıyıya vuran, enkaz altında kalan, bedeni parçalanan, açlıktan ölen ve bu dünyada bedeni yaşatılmayan o çocukların nefesini çalıyorlar. Masum çocuklar ölüyor, şeytanlar daha güçlü yaşasın diye. Yaşam hakkına bir avuç insan karar veriyor ve her birine sorsan şeytana küfrediyor.
Filmleri aratmıyor sahneler ve baş rollerde hep bildiğimiz kötü karakterler. Hayıflanıyoruz, kızıyoruz, ağlıyoruz..hopp diğer gün iş var. Diyorsun ki tamam ben üzüldüm ve insani görevim tamam, artık benim de karnımı doyurmak için sistemin çemberine girmem lazım.. başlıyor geçim kaygısı, çıkar davası. Belki bir hafta sonra, bari haber izlemeyelim. Elimizden bir şey gelmiyor bari üzülmeyelim diyorsun. İşte.. oldun mu sen de sağır ve dilsiz! Kilitledin mi gerçeğin kapısını. Çıkardın mı üstünden insanlık gömleğini!
Biz yaşayanlara için durum hayli karışık..
Sen uyu çocuk, sen uyu ki uyma kötü insanlığa. Sen kurtar kendini çocuk al ruhunu götür en güzel en ışıklı yerlere.. biz büyüdük, dönüş yok geriye…